<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-2737142391661539105</id><updated>2011-07-25T15:28:11.898+02:00</updated><title type='text'>Bana dönük...</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://siddartha-pelinbingol.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2737142391661539105/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://siddartha-pelinbingol.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>Pelin Bingol</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09870720378418103065</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://photos1.blogger.com/x/blogger2/3873/334123827107121/1600/947414/Dscf2309.jpg'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>8</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2737142391661539105.post-7271015555329825648</id><published>2007-01-28T18:02:00.000+02:00</published><updated>2008-12-10T05:15:56.035+02:00</updated><title type='text'>Kalbimin kapıları...</title><content type='html'>Kalbimin kapıları hep kapalıymış meğer. Meğer kimseler açmayı başaramamış bugüne değin. Ben ardına kadar açtığımı düşünürken, kilitler vurmuşum üst üste.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çıkageldin bir gün. İnatla bekledin hiç bıkmadan, bıktırmadan. Korkutup kaçırmak için elimden geleni yaptım. Kaçmadın. Sığındın duvarlarımın dibine. Belki çok hoyrat fırtınalar atlattın orada, belki eller dokundu sana fütursuz. Görmedim, göstermedim kendimi sana. Küskün ve sakin beklermişsin oysa yamacımda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kollarım yorulmuş olacak, bir anlık açık bırakmışım kapıları. Kelebek kelebek doluverdin hayatıma. Bakışlarınla aktın içime yumuşacık, huzur dolu. Ellerin sanki elimi değil de kalbimi sarıyordu şefkatle.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_a-OtH_E63KQ/RbzJ8GXs8AI/AAAAAAAAAAk/tiYXFhWgK0I/s1600-h/aaaa.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5025113318577991682" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_a-OtH_E63KQ/RbzJ8GXs8AI/AAAAAAAAAAk/tiYXFhWgK0I/s200/aaaa.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Hani bazı günler denize değer güneş gün sonunda. Hasretle kavuşurlar birbirlerine onca zaman sonra. Kıpkırmızı bir alev çıkar gökyüzüne gözleri kamaştıran, büyüleyici. Birleşmeleri yakıp kavurur cihanı ansızın. Deniz tüm sakinliği ve gülümseyen gözleriyle karşılar kabına sığmayan, yakıcı güneşi ve dindirir ateşini. Buluşmalarının kokusu, seyredenlerin burnunu yakar. Aynı aşka sahip olabilmeyi umut ederek uğurlarlar biten günü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Denizim oldun, çarpıntılarıma neden kelebekler oldun, benim oldun, benden bir parça oldun.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2737142391661539105-7271015555329825648?l=siddartha-pelinbingol.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://siddartha-pelinbingol.blogspot.com/feeds/7271015555329825648/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2737142391661539105&amp;postID=7271015555329825648' title='1 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2737142391661539105/posts/default/7271015555329825648'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2737142391661539105/posts/default/7271015555329825648'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://siddartha-pelinbingol.blogspot.com/2007/01/kalbimin-kaplar.html' title='Kalbimin kapıları...'/><author><name>Pelin Bingol</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09870720378418103065</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://photos1.blogger.com/x/blogger2/3873/334123827107121/1600/947414/Dscf2309.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_a-OtH_E63KQ/RbzJ8GXs8AI/AAAAAAAAAAk/tiYXFhWgK0I/s72-c/aaaa.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2737142391661539105.post-3007314254451829056</id><published>2007-01-14T19:44:00.000+02:00</published><updated>2007-01-14T19:46:36.894+02:00</updated><title type='text'>Bilmediğim ben</title><content type='html'>Henüz keşfetmediğim bir ben var içimde biliyorum. Dokunmaya korktuğum her seferinde. Hep bir sonraki yazıya ertelediğim. Dokunursam bir kere, kırılıp dökülecekmişim gibi geliyor. Güçlü olduğum sanrısıyla yaşayıp bir ömürboyu hem kendimi hem de çevremi kandırabilirim kolaylıkla. Bunun beni zayıflattığını bilsem de içten içe kolay yolu bulmuşum, yaşayıp gidiyorum bu kandırmacada.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazdığım her kelimeyi dikkatle takip eden bir arkadaşım uyandırdı beni bu rüyadan bir ay önce. “Ben, senin bile henüz keşfetmediğin yanlarını okumak istiyorum” dedi bir gün. “Yazsam kitap olur, boşver” deyivermişim. “Kitaplar da ilk sayfayı yazarak başlamıyor mu zaten?”. Ne kadar da haklıydı, her zaman olduğu gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk sayfayla açalım o zaman bu kitabı. Belki roman olacak sonunda elden düşmeyen ya da yüzeysel bir araştırma. Henüz bilemiyorum ama dilime, kalemime geleceklerden korkuyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Korkuyorum!!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Korkağım. İçime döndürdüğümde aynayı ilk karşıma çıkan bu oldu. Yüksek bir kayadan hiç düşünmeden suya atabiliyorken kendimi, hayatımın akışını değiştirmekten hep korktum. Başkalarının düşündüklerinden, geçtiğim yolların inceliğinden, yalnızlığımdan, başaramamaktan korktum, frenledim kendimi çoğu zaman.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Keşkelerim” oldu hayatta pek çok. Her gelen günle bir yenisini eklemeye çekinmiyorum listeye. Keşke gitseydim, keşke söyleseydim, keşke aldırmasaydım söylenenlere... Kendine bu kadar güvenen, bu kadar güçlü bir insanın en büyük engeli korkuları olabilir mi? Kaybedecek pek birşey yokken kendimi sırça sarayda sanarak yaşamak. Hayatı bazen ıskalamak. Iskalamaktan ölesiye korkmak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kısır bir döngü içindeyim...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2737142391661539105-3007314254451829056?l=siddartha-pelinbingol.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://siddartha-pelinbingol.blogspot.com/feeds/3007314254451829056/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2737142391661539105&amp;postID=3007314254451829056' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2737142391661539105/posts/default/3007314254451829056'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2737142391661539105/posts/default/3007314254451829056'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://siddartha-pelinbingol.blogspot.com/2007/01/bilmediim-ben.html' title='Bilmediğim ben'/><author><name>Pelin Bingol</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09870720378418103065</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://photos1.blogger.com/x/blogger2/3873/334123827107121/1600/947414/Dscf2309.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2737142391661539105.post-5646359127911138704</id><published>2007-01-07T12:33:00.000+02:00</published><updated>2007-01-07T12:36:07.438+02:00</updated><title type='text'>Sorularım var...</title><content type='html'>Hayat bize neler öğretmeye çalışıyor? Öğretirken hangi yolları seçiyor? Bu süreçler biraz ağır değil mi? Haksızlık değil mi? Biz hayatımızın, soluduğumuz havanın kıymetini bilemeyecek kadar kör müyüz? Ya da ne zaman bu kadar köreldik? Bahar gelmedi mi daha? Bu yaprak dökümü, hüzün hala niye? Biliyorum cemreler düştü birer birer. Neden acı verdiler bu defa kalbime değerken? Çok mu zor sürekli mutlu olmak? Yoksa mutlu olduğumuzu anlamak için mutlaka acı mı çekmeliyiz önce? Bütün amaç bu, hayatı sorgulatmak mı sürekli? Attığımız adımın arkasında mı durmalıyız yoksa hep aklımıza bir soru işareti mi takılmalı yarınla ilgili? Belki de yarını hiç düşünmemeliyiz. Yarının bir garantisi yok mu? Yoksa eğer neden bugün var? Eşyaların kıymeti yok yarın yoksa. İnsanların, dostların, ailenin...? Bunların hayatımdaki yeri doldurulamayacaksa neden yarın yok?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sorularım var hayata. Hem de daha pek çok. Beynimin içinde her gün yepyeni bir soru. Güneşin doğuşu ayrı sorgulama, batışı ayrı. Yoruyor beni ama sonunda herşeyin aksine daha güçlü ve zinde hissediyorum kendimi. Hayat çok ince bir çizgi. Dünyevi zevkelere, maddeye önem vermemekle, herşeyi boşvermek arasında sıkışıp kalan hassas bir denge. Bunu kaç kişi başarabilmiş? Başarabilmek mi önemli yoksa bunun için çabalayıp durmak mı? Denge kurulunca anlamsızlaşmaz mı hayat bir anda? Ben başka türlü bir yaşamı bilmiyorum ki!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben, tüm sorgulatmalara, sorunlara rağmen hayata gülümsemeye, ona iyi yanından bakmaya devam edeceğim. Bırakırsam ben olmaktan çıkarım, o kazanmış olur. Böyle bir yarışı kaybetmeyi kaldıramam. Kaybetmeyeceğim. Sürekli sorular sorup bıyık altından gülümseyeceğim, durmadan. Ne olursa olsun! Ben ondan her zaman daha güçlüyüm, bunun için buradayım. Gün gelip hayatla yollarımız ayrıldığında elimi gururla sıkıp vedalaşacak biliyorum. Ama daha sormam gereken çok soru var. Yol uzun, yürümek lazım.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2737142391661539105-5646359127911138704?l=siddartha-pelinbingol.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://siddartha-pelinbingol.blogspot.com/feeds/5646359127911138704/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2737142391661539105&amp;postID=5646359127911138704' title='1 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2737142391661539105/posts/default/5646359127911138704'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2737142391661539105/posts/default/5646359127911138704'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://siddartha-pelinbingol.blogspot.com/2007/01/sorularm-var.html' title='Sorularım var...'/><author><name>Pelin Bingol</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09870720378418103065</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://photos1.blogger.com/x/blogger2/3873/334123827107121/1600/947414/Dscf2309.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2737142391661539105.post-2484335564915264863</id><published>2006-12-26T20:53:00.000+02:00</published><updated>2006-12-26T20:56:26.704+02:00</updated><title type='text'>Ayın Şavkı</title><content type='html'>Önce kıpkırmızı bir alev göründü ağaçların arasından. Uzansam parmaklarımın uçları yanacaktı sanki. Büyülenmiş gibi bakakaldım dakikalarca. Alevler ağır ağır, ihtişamının tadını çıkartarak yükseldi. Sonra dinginleşerek, denizin üzerine doğru süzülmeye başladı. Onu en çok kimin özlediğini biliyordu besbelli. Alevler yavaşça alçaldı. Ardından Dolunay yerini alıp başladı denizle oynaşmaya.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yılın en güzel geceleri, Dolunay’ın bana çapkınca gülümsedikleri. Denizle oynaşarak beni kıskandırmaya çalışır her seferinde. Oysa, bilmez mi benim onun en çok bu flörtöz yanını sevdiğimi? Her seferinde yeniden aşık oluyorum ona. Her doğuşunda başka bir yerden gösterse de kendisini benim için o hep aynı. Tutkulu, çocuksu, çapkın Dolunay. Kim bilir benim gibi daha kaç çağresiz var her ay, doğuşunda bulutsuz bir hava ümit eden? O bilir. O hepsinin farkında belli ki. Bilir de ondan böyle salına salına yanarak doğar her defasında. Ama güneş gibi kibirli değil o, rahatsız olmaz tutkulu bakışlardan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine doyamadan gitti. Şavkını üzerime hatıra olarak örtüp vedalaştı. Şimdi bekleme vakti. Sabırlı, sakin. Onun gibi başım dik ve asil olmalıyım. O da beni özlemeli ki buluşmamız dillere destan olsun bir kere daha.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2737142391661539105-2484335564915264863?l=siddartha-pelinbingol.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://siddartha-pelinbingol.blogspot.com/feeds/2484335564915264863/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2737142391661539105&amp;postID=2484335564915264863' title='1 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2737142391661539105/posts/default/2484335564915264863'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2737142391661539105/posts/default/2484335564915264863'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://siddartha-pelinbingol.blogspot.com/2006/12/ayn-avk.html' title='Ayın Şavkı'/><author><name>Pelin Bingol</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09870720378418103065</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://photos1.blogger.com/x/blogger2/3873/334123827107121/1600/947414/Dscf2309.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2737142391661539105.post-6115411247917545725</id><published>2006-12-13T20:19:00.000+02:00</published><updated>2008-12-10T05:15:56.357+02:00</updated><title type='text'>Hayallerim var...</title><content type='html'>&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Hayallerim var. Her gün bir yenisini ekliyorum. Ekledikçe anneme, en çok da ona anlatıyorum. Yapmazsam içimde kalır diyorum. ‘İçin amma da doluymuş’ diyor o da bana her seferinde gülerek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Küçükken balerin olmayı hayal ederdim. Koca bir sahnenin ortasında süzüldüğümü, saniyelerce döndüğümü. TRT 2’de, gecenin bir yarısı verdikleri bale gösterilerini seyredeceğim diye tutturur, babamı uyutmazdım. Sonra da babamın kalsik müzik kasetlerini dinleyip evin salonunda kendi kareografimi uygulardım. Çocukluk işte. Arkadaşlık daha cazip geldiği için, bu hayalimden vazgeçtim. Sanırım her aileye bir balerin yeterli oluyor. 9 sene halk dansları yaptım da sahne hayalim gerçek oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bale hayali çizgi değiştirdi dansa dönüştü. Lord of the Dance’i seyrettim bundan 6 yıl önce bir gün televizyonda. Önümde dans etsinler istedim. Yerden kalkan tozu solumayı hayal ettim. Kendimi Rotterdam’da salonun 7. sırasında buldum. Hayalim gerçekleşmişti. Ama yeterli değildi. Ayak figürleri bu kadar zayıf olan bir kültürde bu dans bu denli keyif verebiliyorsa, kim bilir Türkiye’de yapılsa ne güzel olurdu. Sanırım bir tek benim hayalim değilmiş. Sultans of the Dance’i yarattı birileri. Madem balerin olamamıştım, şimdi sahneye çıkmanın tam sırasıydı. Ama hayali gerçekleştirebilmem için küçükken reddettiğim sütleri içmem gerektiğini nerden bilebilirdim ki! &lt;/span&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_a-OtH_E63KQ/RYBJe9aHQxI/AAAAAAAAAAY/xzi7oNc-3eA/s1600-h/default_r3_c4.jpg"&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5008083581864985362" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 212px; CURSOR: hand; HEIGHT: 186px" height="214" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_a-OtH_E63KQ/RYBJe9aHQxI/AAAAAAAAAAY/xzi7oNc-3eA/s320/default_r3_c4.jpg" width="245" border="0" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sıra tangoya geldi. Dans aşkı, tutkuya dönüşecek. Hiç birşey içimde kalmayacak. Sonra kendimi Arjantin’de bulacağım. Parke salonda ayaklarım kayacak, bakışlarım kilitlenecek, nefesim kesilecek. Biliyorum, yapacağım. Tıpkı yazarlık hayalimin gerçeğe dönüşmeye başladığı gibi, ya da 7 sene koridorlarında yürürken geri dönmeyi hayal ettiğim okuluma döndüğüm gibi... Ben istersem tüm hayallerimi gerçeğe dönüştürebilirim. Tüm anahtarlar elimde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biliyorum ki: “&lt;em&gt;... bir şey istediğin zaman, bütün evren arzunun gerçekleşmesi için işbirliği yapar.&lt;/em&gt;”&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2737142391661539105-6115411247917545725?l=siddartha-pelinbingol.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://siddartha-pelinbingol.blogspot.com/feeds/6115411247917545725/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2737142391661539105&amp;postID=6115411247917545725' title='1 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2737142391661539105/posts/default/6115411247917545725'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2737142391661539105/posts/default/6115411247917545725'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://siddartha-pelinbingol.blogspot.com/2006/12/hayallerim-var.html' title='Hayallerim var...'/><author><name>Pelin Bingol</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09870720378418103065</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://photos1.blogger.com/x/blogger2/3873/334123827107121/1600/947414/Dscf2309.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_a-OtH_E63KQ/RYBJe9aHQxI/AAAAAAAAAAY/xzi7oNc-3eA/s72-c/default_r3_c4.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2737142391661539105.post-3506758529158251878</id><published>2006-12-05T00:33:00.000+02:00</published><updated>2008-12-10T05:15:56.584+02:00</updated><title type='text'>Güneş o kadar güzel doğuyor ki…</title><content type='html'>Hayata yön verebilmek. Hayatı yaşadığını hissedebilmek. Bir de nehrin kenarındaki bankta yerini alıp gözünü ayırmadan onu izlemek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önceleri yapamadıklarımın, gidemediklerimin, bırakamadıklarımın sebeplerini uzaklarda arardım. “izin vermedi”, “ayıp olur”, “üzülür”… Böyle yaşarken her şeye bir bahane bulmak çok kolay. Bahaneler yönetmeye başlar hayatı. Zamanla bahaneler gerçeklerin yerini alır. Yaratıcılık sınır tanımaz olur ama ne fayda. Hayat akıp gider. Siz kendinizi nehrin kenarında oturur bulursunuz. Ta ki dibe vurana dek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dibe vurmak. Bir insanın ömrü boyunca başına gelebilecek nadide duygu. Her insan bu kadar şanslı değildir. Seyreder durur nehri. Kendi gerçekliğini yitirip gölgeleşmiştir. Nehir, akıp giderken bir gün bir el tam tepesinden bastırmaya başlar. Sonra el kulakları tıkar. Bir tek kelime, minicik bir görüntü, hiç tadılmamış başarısızlık duygusu bir tokat gibi şaklar. Dibe vurdun. Orada ne kadar kalacağın sana bağlı. Tıpkı nehri seyrettiğin gibi düştüğün o dipsiz kuyudan hiçbir zaman çıkamayabilirsin. Hayatta her şey tercihlerden ibaret. Hep başarmak ya da başarı sanrısıyla yaşamak, hep dipte saklanmak ya da tırnaklarınla çıktığın kuyunun sonunda gördüğün o gün doğuşunun tadına varmak. Gün doğuşunu uzun süre sonra seyredebilenler bilir onun mucizelerini. Her gün güneş farklı yerden doğar farklı yerden batar. Nehri seyredenler bilmez bunu. Onlar görmez, duymaz, koklamaz. Bakar dururlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oysa kuyudan çıkanlar tırnaklarının tatlı acısını unutmamıştır daha. Artık nehri karşıya yüzebilirler. Boğulduklarında bilirler ki bu yalnız onların suçudur. İşte tam da bu yüzden boğulmamak için kendi rotalarını gözlemleri, birikimleri doğrultusunda kendileri çizerler. Gölgeleşmek bahanelerin ardında, en büyük korkularıdır. Hayatın her bir zerresinden tad almayı, pay çıkartmayı bilenler boğulmaz, ışık verirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gölgeleştim. Başarı sandığım başarısızlıklarım tokat gibi &lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_a-OtH_E63KQ/RXSi9ZoL6sI/AAAAAAAAAAM/C0luByT7AF4/s1600-h/ayvalÄ±k+010.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5004804261650623170" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 268px; CURSOR: hand; HEIGHT: 216px" height="211" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_a-OtH_E63KQ/RXSi9ZoL6sI/AAAAAAAAAAM/C0luByT7AF4/s320/ayval%C4%B1k+010.jpg" width="274" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;şakladığında kendimi en dipte buldum. Ağladım. Şikâyet ettim. Daha da kısa bir gölge oldum. Tırnaklarımı duvara yerleştirip tırmanmaya başladım. Canım acıdı. Ağladım. Geri dönmek saklanmak istedim. Direndim. Tırmandım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Güneş o kadar güzel doğuyor ki…&lt;/em&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2737142391661539105-3506758529158251878?l=siddartha-pelinbingol.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://siddartha-pelinbingol.blogspot.com/feeds/3506758529158251878/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2737142391661539105&amp;postID=3506758529158251878' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2737142391661539105/posts/default/3506758529158251878'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2737142391661539105/posts/default/3506758529158251878'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://siddartha-pelinbingol.blogspot.com/2006/12/gne-o-kadar-gzel-douyor-ki.html' title='Güneş o kadar güzel doğuyor ki…'/><author><name>Pelin Bingol</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09870720378418103065</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://photos1.blogger.com/x/blogger2/3873/334123827107121/1600/947414/Dscf2309.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_a-OtH_E63KQ/RXSi9ZoL6sI/AAAAAAAAAAM/C0luByT7AF4/s72-c/ayval%C4%B1k+010.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2737142391661539105.post-2521126832837135712</id><published>2006-11-27T22:13:00.000+02:00</published><updated>2006-11-27T22:16:52.072+02:00</updated><title type='text'>Boya kalemlerim...</title><content type='html'>Çocukken hep renklidir hayat. Hem de şimdi hatırlayamadığımız kadar çok renk vardır o dünyada. Kurbağalar mavidir, gökyüzü pembe, deniz sarı... Sonra birileri başlar bize renkleri kendi gördükleri gibi öğretmeye. “ Bak bu mavi, bak gökyüzü de bu renk, mavi”, “Hayır! Gökyüzü pembe!”, “Uydurma!”. Uydursak ne var sanki? Hepimiz mavi dedik de birileri istedi diye, daha mı güzel oldu bu dünya!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra gerisi geldi. Bir bir yok oldu düşlerimiz. Yerlerini “gerçekler”, “doğrular” aldı. Ya da doğrularımızın, gerçeklerimizin yerini “onların düşleri” aldı. Biz savaşırken hala renklerimiz için, birden boya kalemlerimizden birisi kayboldu. Ağladık, tutturduk. Kaybetmenin ne demek olduğunu o küçücük ama bizim için en anlamlı nesnede anlamaya başladık. Kimse neden bu kadar üzgün olduğumuzu anlamadı. “Kaybolan kalemin olsun!” Daha kötü ne olabilirdi ki? İkinci kalem de kaybolduğunda sadece yenisini ister olmuştuk. Kayıplara alışmayı öğrenmiştik bile.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birileri kendimizden başka birşeylere daha göz kulak olabileceğimizi düşündüğünde bir kuşumuz, kedimiz, tavşanımız oldu. Bizi nasıl büyüttülerse biz ona öyle yaklaştık. “Doğru” şeyleri ona da öğrettik. Ne de küçük yaşta öğreniyor insan kendini klonlamayı! İşte sıra bir başka kayıpta. Nesnelerden, canlılara geçtik. Günler boyu dökülen gözyaşları, çocukça ama saygılı anma törenleri. Derken bir başka köpek, bir bisiklet, bir ayakkabı... Hepsi çıkıp gidecek hayatımızdan ama zamanla alışıyor insan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsan yaşarken okudukları, ekranda gördükleri, yaşamın döngüsü hep kendine uzak sanıyor. Hep, bir başkasının hikâyesini dinler gibi yaşıyor. Dünyaya gözünü açarken yanında olanlar hep orada kalacaklar sanıyor. İşte tam da bu yüzden kendini döngünün ortasında buluverdiğinde geride çok geride kalan renklerini arıyor. Onlar bu dünyadan çok uzaktalar çünkü. O dünyada kimse gökyüzüne mavi demiyor. Ama insanın düş gözü tıkanıyor yıllarla, hep mavi görüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayatın “gerçekleri” bir bir başından geçmeye başlayınca sorgulamaya yetişemiyor insan. Kabulleniyor kayıpları. Zamanın kayboluşunu bile izleyebildikten sonra, “kaybolan kalemin olsun”.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2737142391661539105-2521126832837135712?l=siddartha-pelinbingol.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://siddartha-pelinbingol.blogspot.com/feeds/2521126832837135712/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2737142391661539105&amp;postID=2521126832837135712' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2737142391661539105/posts/default/2521126832837135712'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2737142391661539105/posts/default/2521126832837135712'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://siddartha-pelinbingol.blogspot.com/2006/11/boya-kalemlerim.html' title='Boya kalemlerim...'/><author><name>Pelin Bingol</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09870720378418103065</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://photos1.blogger.com/x/blogger2/3873/334123827107121/1600/947414/Dscf2309.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2737142391661539105.post-6469481175152302934</id><published>2006-11-19T02:28:00.000+02:00</published><updated>2006-12-13T20:51:04.546+02:00</updated><title type='text'>Rüyalar defterinden bir yaprak...</title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/x/blogger2/3873/334123827107121/1600/947414/Dscf2309.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 173px; CURSOR: hand; HEIGHT: 229px" height="290" alt="" src="http://photos1.blogger.com/x/blogger2/3873/334123827107121/320/104906/Dscf2309.jpg" width="216" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Bir yaprak kımıldadı dalında. Çok uzun süredir onu alıp uzaklara götürecek rüzgârı bekliyordu oracıkta, yüreğinde kazayla kopup toprağa karışmanın korkusuyla. Bir akşamüzeri geldi ilk esinti. Fısıldadı kulağına yumuşacık. Tanıdıktı kokusu. Ümitlendi. Beklediğine değmeliydi... Sonra daha kuvvetli bir rüzgâr onu alıp masmavi bir nehrin ortasına bıraktı. Bu ne heyecan dolu bir yolculuktu böyle? Kalbi öylesine hızlı çarpıyordu ki...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Suya ilk dokunuşu... Bir ömre bedel! Sıcacık, nazik, güvenli dokunuşlarıyla gezdirmeye başladı onu nehir. Hiç tatmadığı duygular bir bir kalbine çarpar oldu. Yukarıda, onun gibi doğru rüzgârı bekleyen diğer yaprakların arasından süzülen, içini ısıtan güneş ne güzeldi. Hiç bu kadar parlak olduğunu hatırlamıyordu. Etrafta onun nehirle dansını doyasıya seyreden insanlar hep böyle neşeli miydi, yoksa hepsine kendi aksi mi yansıyordu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu rüzgâr doğruydu besbelli. İyi ki de beklemişti onu bunca zaman. Kimse inanmıyordu oysa ona. Bütün rüzgârlar eninde sonunda aynı değil miydi? Hepsi sonunda toprağa karışmayacak mıydı? Oysa o karar vermişti bir kere, deniz olacaktı sonu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nehir öyle hızlı, öyle güzel dans ediyordu ki, başı dönüyordu, sarhoştu. Bulutlara dokunabildiğini düşünecek kadar sarhoş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra müzik durdu, rüzgâr kesildi, dans bitti. Rüya mı görmüştü yoksa? Masmavi nehrin&lt;/span&gt;&lt;a href="http://photos1.blogger.com/x/blogger2/3873/334123827107121/1600/806145/eski%20056.jpg"&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;img style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 213px; CURSOR: hand; HEIGHT: 230px" height="178" alt="" src="http://photos1.blogger.com/x/blogger2/3873/334123827107121/320/411898/eski%20056.jpg" width="213" border="0" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt; ortasında öylece kalakalmıştı. Yapayalnız. Arada kulağına üfleyen meltemler de olmasa... Meltemler kesilecekti yakında, biliyordu. Ama boğulmayacaktı mavinin derinliklerinde, ağırlığıyla boğmayacaktı onu. Kararlıydı. Sabırla bir sonraki rüzgârı bekleyecekti oracıkta. Kaldıkları yerden dans bir kere daha başlayacaktı doludizgin. Kavuşmanın anlamını öğrenecekti defalarca, kalbi acıyarak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnanmak istediği buydu. Bu nehrin, sonunda onu denize götüreceğine inanmak zorundaydı. Yoksa su onu eritecekti acımasızca.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beklemeye başladı. Bekledi... Bekledi...&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2737142391661539105-6469481175152302934?l=siddartha-pelinbingol.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://siddartha-pelinbingol.blogspot.com/feeds/6469481175152302934/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2737142391661539105&amp;postID=6469481175152302934' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2737142391661539105/posts/default/6469481175152302934'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2737142391661539105/posts/default/6469481175152302934'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://siddartha-pelinbingol.blogspot.com/2006/11/ryalar-defterinden-bir-yaprak.html' title='Rüyalar defterinden bir yaprak...'/><author><name>Pelin Bingol</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09870720378418103065</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://photos1.blogger.com/x/blogger2/3873/334123827107121/1600/947414/Dscf2309.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
